İngilizcede Küsmek Nasıl Söylenir?
Hayal Kırıklığı ve İletişimsizlik: Küsmek Üzerine Bir Hikaye
Kayseri’nin o dar sokaklarında, başını soktuğum kafede tek başıma oturuyordum. Yavaşça içimden saydım, bir, iki, üç… Aynı duyguları yeniden yaşamak istemiyordum ama nedense hep dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyordum: Küsmek.
Birinin size küstüğünde ya da siz birine küstüğünüzde, ne kadar yanlış olduğunuzu anlarsınız. İletişim ne kadar kırılgan ve bir o kadar da güçlü bir şeydir. Küsmek, o kırılgan bağlantının en derin yarasıdır. Bunu fark ettiğimde, kendimi biraz daha yalnız hissediyordum. Duygularımı anlamak, kelimelere dökmek bazen imkansızlaşıyor. Ancak, bu hikaye belki biraz daha netleştirir.
O Gün, O An
Hava serindi ve ilkbaharın soğuk rüzgarı her yeri sarmıştı. İnan bana, Kayseri’nin o dönemin soğuğu bazen İstanbul’dan bile daha keskin olabilir. O gün arkadaşım Ahmet’le buluşmuştuk. Güzel bir gün olacağına, gülüp eğleneceğimize emindim. Ama o sabah sabah bir mesaj aldım: “Bugün seni görmek istemiyorum.”
Birkaç dakika boyunca telefonuma bakakaldım. Gözlerim, mesajı birkaç kez okuduktan sonra bile tam olarak ne hissettiğimi anlamaya çalışıyordu. Küsmek. Küsmek ne kadar korkutucu bir şeydi. Ama o kadar basitti de bir yandan. Ahmet’in bana küsmüş olması, yaşadığımız her şeyin değerini sorgulamak gibiydi. Küsmek, her şeyin bittiği, sevginin geri çekildiği bir yoldu. “What’s wrong?” diye sordum, “Why are you upset?” İki basit cümle, duygularımı parçalayacak kadar yeterliydi.
İngilizce “Küsmek”: Simple, Yet Complex
Bunu Türkçe’de çok net ifade edebiliyoruz, ama İngilizce’de küsmek… Bu duygu nasıl anlatılırdı? İngilizce’de “sulking” ya da “giving someone the cold shoulder” gibi ifadeler var. Ama hangisi gerçek anlamda hissettiğimizi yansıtıyordu?
Çok düşündüm. Birinin size küstüğünü veya sizin küstüğünüzü anlatmanın kelimelerle tarif edilemeyecek kadar derin bir anlamı vardır. Kayseri’de, belki de bütün Türkiye’de, insanlar daha direkt, daha açık ve genellikle daha samimidir. Birine küstüğünüzde, o kişi genellikle bunu hemen hisseder. Ama İngilizce’ye bakınca, “I’m sulking” demek ne kadar açık bir ifade? İnsanın içini dökmek için bu kelimenin ne kadar yetersiz olduğunu düşünüyorum. “I’m giving you the cold shoulder” demek, birini kesinlikle dışlamak demek. Ama bazen, insanlar sadece küsmekle kalmaz, o soğuk duvarı hissettiğinizde aradaki mesafe çok daha derinleşir.
“Küsmek” ve “Yaralar”
İçimde bir şeyler kırılmıştı. Ahmet’in bana neden küstüğünü çözmeye çalışırken, bir yanda da zamanın geçmesiyle nasıl da kendimi yalnız hissettiğimi fark ettim. Zihnimde yüzlerce düşünce vardı. “Beni neden anlamıyorsun?” “Bunu neden böyle söyledin?” “Bunun sonunda ne olacak?” Ahmet’le olan arkadaşlığımız, yılların verdiği bir güven duygusuydu. Küsmek, bunun içindeki her şeyi sarsıyordu. Kişisel bir mesele değildi, tamamen bir iletişimsizlikti. Onu anlamadığımı hissettiği için belki de o soğuk duvarı ördü.
Saatler geçti ve ben hala aynı kafede tek başıma oturuyordum. Kayseri’nin soğuk rüzgarı kulaklarıma çarparken, gözlerimi kapadım ve düşündüm: Küsmek, bir insanın ruhunda yaratacağı en derin yaralardan biriydi. Geriye dönüp bakınca, belki de insan küstüğünde sadece kendini korumaya çalışıyordu. Ama kalbinin derinliklerinde, bir yerlerde hala o bağın gücünü hissediyordu.
Ahmet’le Yeniden Bir Araya Gelmek
Bir süre sonra, Ahmet’ten yeni bir mesaj aldım. Bu kez yazdığı kelimeler daha yumuşaktı. “Kusura bakma, sana kızgın değilim, sadece… bazen yalnız kalmak gerekiyor.” Bu cümle, her şeyin bir anda düzelmesini sağladı. Ama ben hala bu tür bir yalnızlıkla nasıl başa çıkılacağını anlamıyordum. Birine küsmek, o kişinin kalbini kırmak, bazen kendine bile zarar vermek demekti. İngilizce’de bu durumu en iyi anlatacak kelimenin “sulking” olduğunu düşündüm. Ama bence o kelime, sadece yüzeydeki duyguları anlatabiliyor. Gerçekten küskün bir insan, içinde bir kırıklık, bir üzüntü taşır. Ve o kelimeyi söylemek, aslında derinlerdeki duyguları tam olarak yansıtmaz.
O an, birinin bana küstüğünde ne hissettiğimi anladım. Kendimle barışma sürecine girdim. İnsanlar bazen birbirlerine kırıcı olabilir, ama önemli olan onların içindeki iyi niyeti ve bağları görmektir. Ahmet’e mesaj yazdım: “Sadece seni anlamaya çalışıyorum, bunu yapabilmem için seni dinlemem gerekiyor.”
Sonuç: Küsmek Bazen Anlatılamaz
Birini kırmak kolaydır ama kalp kırıldığında, sadece özür dilemek yetmez. Küsmek, duygusal bir çatışma yaratır, ancak zamanla her şeyin yeri gelir. Küsmek, sadece dışarıdan bakıldığında “bir şeyin bitişi” gibi görünse de, aslında bir başlangıçtır. Başlangıç, birbirimizi anlamaya yönelik bir adım olabilir. “Giving someone the cold shoulder” demek belki sadece fiziksel bir soğukluğu ifade eder. Ama kalben küsmek, duygusal bir uçuruma yol açar.
İngilizce kelimeler bazen duyguların derinliğini anlatmakta zorlanır. Bu yüzden bazen “sulking” ya da “I’m upset” gibi kelimeler olsa da, en doğru ifade belki de kişisel bir anlatımdır. Kişi, küskünlüğünü yaşarken bir şekilde kendini ifade edebilmelidir. Küsmek, belki de en derin insani duyguları gösteren bir tepkidir. Ama zamanla, her şey bir şekilde iyileşir. Yeter ki anlayış ve sabır olsun.